Türk Kahvesi Tarihi

TÜRK KAHVESİ TARİHİ

Tarihçi Ahmet Efendi’ye göre tekkesinden kovulan ve dağlara sürülen bir derviş, bir başka rivayete göre ise bu kişi Mokka  kentinin Şeyhi Şazeli’dir ve dağlara sürgün edilip aç kaldığında kahve tanelerini kaynatarak suyunu içtiği söylenir. Ama işin enteresan tarafı onu ziyaret edenlerin de şeyhi açlık ve ölümden kurtaran bu nesne ile 8 gün beslendikleri söylenir. Anlatıldıkça kahve içilmesi Mokka’da yaygınlaşır. Şeyh Şazeli o günden beri kahvecilerin piri sayılır.Öyleki eski Osmanlı kahvehanelerinde aşağıdaki yazı duvarları süsler,

 

Her seherde besmeleyle açılır dükkânımız
Hazret-i Şeyh Şâzilî’dir pirimiz üstadımız

 

Türklerin Yemen’i fethetmesiyle birlikte ,Türkler’de kahveyle tanışmışlar ve 1554 yılında Yemen Valisi Özdemir Paşa çok sevdiği bu içeceği İstanbul’a getirmiş ve saray kültürüne sunmuştur. Daha sonra ilk kahveneler İstanbul’da açılmaya başlamıştır. Nurbanu Sultan’ın Venedikli dostları ilk kahveyi Venedik’e götürmüşler ve dünya kahveyle Türkler sayesinde tanışmışlar ve günümüze kadar gelen kahvenin yolculuğu halen devam etmektedir.

türk kahvesi pişirme

 

 

 

 

 

[ad#footer_mid]

 

 

TÜRK KAHVESİ KÜLTÜRÜ   

  • Türk kahvesinin çekirdek durumundan pişirilme ve sunulma aşamasına kadar kullanılan araç ve gereçleri gerçek bir müze oluşturacak zenginliktedir. Bakır ve pirinçten yapılan su ibriği, cezve fincan zarfları ve pişmiş kahveyi taşımak için kullanılan kahve askılarının karakteristik özellikleri vardı. Bunlar bazen gümüş ve altından da olabiliyordu. Fincanlar tamamen Türk zevkine uygun biçim ve motiflerle gerek ülke içindeki İznik ve Kütahya atölyelerinde gerekse Avrupa’nın ünlü porselen merkezlerinde imal ediliyordu. Daha sonra bu takımlar Avrupa ülkeleri tarafından kendi piyasaları için de imal edilmiş ve “ala turque” diye isimlendirilmiştir. Soğutma kabı, muhafaza kutusu gibi bazı araç ve gereçler ise ağaçtan yapılmakta ve oymalarla dekore edilmekteydi. Bursa ve İstanbul’da yapılan nakışlı, yazılı ve ahşap aplikasyonlu kahve değirmenleri de ünlüdür.
  • Dünyanın en eski kahve pişirme yöntemidir.
  • Köpük, kahve ve telveden oluşur.
  • Yumuşak ve kadifemsi köpüğü sayesinde damakta en uzun süre tadını devam ettiren kahve türüdür.
  • Birkaç dakika şekli bozulmadan kalabilen bu leziz köpüğü sayesinde, uzun süre sıcak kalabilir.
  • İnce kenarlı fincanda sunulduğu için, diğer kahve türlerine göre daha yavaş soğur ve böylece daha uzun süren bir kahve keyfi sunar.
  • Yoğun şurupsu kıvamı ile ağızdaki lezzet tomurcuklarını aşırı uyararak hafızada yer eder.
  • Diğer kahve türlerine göre, daha kıvamlı, yumuşak ve aromatiktir.
  • Kendine özgü enfes kokusu ve özel köpüğü ile diğer kahvelerden kolaylıkla ayırt edilebilir.
  • Kahve tutkunları tarafından, kaynatılarak içilebilen tek kahve olarak kabul edilir.
  • Kahve Falı ile geleceği anlatmak için kullanılan tek kahve türüdür.
  • Eşsizdir çünkü kahvesi fincanın içindedir ancak telve olarak dibe çöktüğünden filtre edilmesine ve süzülmesine gerek kalmaz.
  • Hazırlanırken şeker ilave edildiğinden diğer kahvelerde olduğu gibi sonradan tatlandırmaya gerek yoktur.
  • Sağlıklıdır çünkü fincanın dibinde biriken telvesi içilmez.
  • Sıklıkla içildiği halde, miktar olarak fazla olmadığından şişkinlik yapmaz.
  • Diğer kahve türlerine göre, bir içimde daha az kafein içerir.
  • Pişirilirken, şekeri tercihe göre ilave edildiğinden içime hazır halde sunulan tek kahve türüdür.
  • Kahveden önce su içilerek, ağızda bulunan önceki tatlar arındırılarak kahve tadının eşsiz bir şekilde tadılması sağlanır.

Türk toplum hayatına da etki eden kahve, dostluğun simgesi haline gelmiş ve “kız isteme” ve fal merasimlerinin bir süjesi olmuştur.

[ad#footer_mid]

Yazı için Mukka Kahve’den Turgay KAYA’ya teşekkürederiz.

Related Posts

Leave a Comment

});